Mutfak Denemelerim

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir. Francis Bacon

Salı, Haziran 27, 2006

Zeytinyağlı Patlıcan ve Bulgur Pilavı yanında Ayran!

Uzun bir aradan sonra oldukça sıcak bir hafta sonu geçirdik İstanbul'da. Pazar günü sıcak nedeniyle evden bile çıkmak istemedim gündüz saatlerinde ve boş durmayıp yemek yaptım... Bu pazar günü menüm Zeytinyağlı Patlıcan yemeği yanında Bulgur Pilavı ve olmazsa olmaz Ayran!

Patlıcanın her halini çok severim. Kızartmasını, kıymalı, kuşbaşı etle pişirilmiş olanını, kurutulmuş patlıcanla yapılmış dolmaları yada tazesiyle yapılmış olanlarını, salatasının her çeşidini, turşusunu vs vs vs. Bu güne kadar patlıcanlı yediğim hiç bir yemekten hoşnutsuzluk duymadım ben. Bu hafta sonu pişirdiğim yemekte en kolay patlıcan yemeklerinden birisi ve kolaylığı kadar lezzetide harika.

İşte benim Zeytin Yağlı Patlıcan Yemeğim:

3 tane orta boy patlıcan
1 tane iri boy soğan
2-3 adet yeşil sivri biber
4-5 diş sarımsak
3/4 orta boy domates
1 yemek kaşığı Fındıkyağı
tuz, karabiber


Patlıcanları yol yol soyup irice küp halinde doğradıktan sonra tuzlayıp bir kenarda bekletiyorsunuz. Bu sırada, soğanları yemeklik ve biberleri de minik minik doğruyorsunuz ve fındık yağında sarımsaklarla birlikte biberler yumuşayıncaya kadar kavuruyorsunuz.

Tuzlayıp bir kenarda beklettiğiniz patlıcanları artık yıkayıp tenceremizin içerisine atabilirsiniz. üzerine rendelenmiş domatesleri de ilave ettikten sonra kısık ateşte pişiriyorsunuz.

Ben yaptığım bütün yemekleri ocağı kapattıktan sonra bir müddet demlenmesi için kapağını kapatıp bekletmeyi çok seviyorum. Sanki daha bi lezzetli oluyormuş gibi geliyor.


Patlıcan yemeğim demlenirken hemen bir Bulgur Pilavı da yanına yaptım...

1 su bardağı pilavlık bulgur
2 orta boy soğan
2-4 adet sivri biber
3-4 adet orta boy domates
1 yemek kaşığı fındık yağı
tuz ve karabiber

Pilavlık bulgur'u ayıklayıp temizledikten sonra üzerine çıkacak kadar sıcak su ile haşlanırken, ben diğer yandan soğan ve biberleri doğrayıp fındık yağında biraz kavurduktan sonra rendelenmiş domatesleri de ilave edip kaynayana kadar bekledim ve haşlanmış bulgurları ilave edip suyunu çekene kadar kısık ateşte yavaş yavaş pişmesini bekledim. suyunu çektiğinden emin olunca üzerine gazete kağıdı ile kapatıp onu da demlenmeye bıraktım.

Hem patlıcan yemeğim hem de bulgur pilavım demlene dursun, ben bir yandan soframı hazırlayıp bir yandan da bir güzel ayran ile akşam yemeğimi hazırlamıştım.


Sıcak bir pazar günü evden çıkmaya enerjisi olmayan ben mutfakta vakit geçirmekten son derece mutlu olarak yemeğimi yedim.

Umarım size de denemeniz için bir neden verebilmişimdir.
Afiyetle!!!!

Cuma, Haziran 16, 2006

Havuçlu Ispanak Kökü Çorbası




İstanbul yazı göremeden sonbahar günleri yaşıyor sanki. Hava kapalı, yağmurlu ve soğuk.
Ben gerçi yaz kış çorba içmekten keyif alan birisiyimdir ama hava da böyle olunca daha bir güzel bir geliyor.

Ispanak kökü çorbasını uzun yıllar önce Bursa'da üniversitede okurken ev sahibim yapardı Çarşamba günleri. Evet, ıspanak kökü çorbasını Çarşamba günleri pişirirdi Fatma teyze. Çünkü bilenler bilir, Bursa'da Çarşamba denilen bir semt vardır bir adıda Darmstadt Caddesidir ve Çarşamba günleri orada pazar kurulurdu, belki hala kuruluyordur. Ev sahibim Fatma teyze de o gün pazardan aldığı taze ıspanakların yemeğini yapar, kökleriyle de çorbasını pişirirdi. Çorbayı zaten çok seven ben ıspanak kökü çorbasını da pek bir sevmiştim o zamanlar.

Bizim evimizde pişirilen bir çorba değildi ıspanak kökü çorbası ve İstanbul'a döndükten sonra uzun yıllar unutulup gitti o güzelim lezzet ta ki Sibel'in Kahvesi'nde tekrar görene kadar, ve aklımın bir köşesine yazdım bir ara bu çorbayı pişirmeyi.
Çalışan bir insan olarak alışverişimi genelde akşam saatlerinde iş çıkışında ve büyük marketlerin birinden yapan birisi olarak ıspanağı da temizlenmiş ve ayıklanmış pişirilmeye hazır durumda almayı tercih ettiğimden bir türlü köklerini ayırıp çorba yapmayı başaramamıştım uzun zamandır. Ama bu hafta sonu pazara gittim ve kendimi kaybederek ihtiyacımdan çok fazla meyve ve sebzeyle eve döndüm diyebilirim. Ve tabiki ıspanağı görür görmez kökleriyle yapacağım çorbayı da düşünerek hemen aldım.
Eve gelir gelmez hemen bir güzel yıkayıp ayıkladığım ıspanaklarımla bir yandan yemeğini yaparken bir yandan da çorba için hazırlıklara giriştim.
İşte benim Havuçlu Ispanak Çorbam'ın malzeme listesi ve tarifi
1/2 kg Ispanak kökü
1 yemek kaşığı Fındık Yağı
1 orta boy soğan
1 orta boy havuç
arzu ettiğiniz miktarda tuz ve karabiber
Terbiyesi için:
1 yumurta
1 çorba kaşığı un
4 çorba kaşığı yoğurt
bir kaç diş sarımsak (arzu ettiğiniz miktarda)
Soğanı ve ıspanak köklerini ince ince kıyarak, önce soğanları ve sonra da ıspanak köklerini iyice yumuşayana kadar kavururken bir yandan da çorbanın terbiyesini hazırlayabilirsiniz.
Terbiye için, birkaç diş sarımsağı dövüp, yumurta, un ve yoğurla birlikte çırpıyorsunuz, belki biraz inceltmek çırpma işleminizi kolaylaştırcaktır onun içinde yoğurdun suyundan faydalanabilirsiniz.
Tencerede kavrulmaya devam eden soğan ve ıspanak köklerinize rendelemiş olduğunuz ortaboy havucuda ilave ettikten sonra iyice yumuşamış olan ıspanak köklerinize artık hazırlamış olduğunuz terbiyeyi katabilirsiniz. Terbiyeyi yavaş yavaş ve karıştırarak ilave etmekte fayda var topaklanmaması için. Artık çorbanız neredeyse hazır. Şimdi üzerine 4-5 bardak kadar su ilave edip kaynayana kadar karıştırmaya devam ediyorsunuz.
Çorbanız kaynamaya başladığında bir kaç dakika daha kaynattıktan sonra ocağı ve tencerenizi kapatıp, demlenmesi için bekletebilirsiniz.
Ben genelde tariflerimde tuz ve baharatların ilaveleri hakkında bir yorum yapmıyorum bunun sebebi de büyük bir olasılıkla tansiyon probemleri olan bir evde yemek yapma alışkanlığını kazanmış olmam olabilir.
Genelde az tuzlu pişirilmiş yemekler olur annemin sofrasında ve o yüzden de ben tuz ilavesini sizin arzunuza bırakmayı tercih ediyorum
Ama ben bu çorbayı pişirirken kendi ağız tadıma uygun düşecek miktarda tuz ve karabiber ilave etmeyi ihmal etmedim tabiki.
Evet, artık çorbamız servis için hazır. Afiyet olsun!!!

Çarşamba, Haziran 07, 2006

Muhteşem bir ATATÜRK Albümü



Sayın Utku Oğuz muhteşem bir ATATÜRK albümü hazırlamış, ellerine sağlık. Kendisine ulaşabileceğim elektoronik posta adresi olmadığı için izni olmaksanız güncemde hazırlamış olduğu belgesel niteliğindeki bu albümü kullanıyorum.

özellikle 48. resim de Atatürk'ün ulusunu son kez selamlarkenki hali çok özel geldi bana.

Burada Ulu Önderimizi sevgi ve saygı ile anıyorum!




Salı, Haziran 06, 2006

Renkli Tavuk Suyu Çorbası

Bu çorbayı uzun yıllar önce Emirgan Parkı'nın içinde bulunan Sarı Köşk'te içmiştim. Çok hoşuma gitmişti ama tam ismini hatırlamıyorum, o yüzden de ben bir isim uydurdum.


Bu arada bir arkadaşımın bana gönderdiği ve internette gezinen resimler olduğu için sahibini bilemediğim ama Emirgan Parkı'ndan söz ederken elimdeni görselleri kullanmadan edemeyeceğim. Resimlerin sabini bilen var ise ismini resimleri ile birlikte izni ile burada kullanmayı tercih ederim.

Ne zaman mahalle kasabıma gidiyor olsam ki et, sebze ve meyva ihtiyacımı mümkün olduğu kadar mahalle kasabı ve manavından almayı seviyorum. Ayrıca mümkün olduğunca günlük alışverişimde mahalle bakkalıma uğruyorum. Elimden geldiğince, karınca kararınca onların ayakta kalabilmelerine katkım olsun istiyorum. Mahalle esnafının yerini asla büyük marketlerin doldurmayacağına inanıyorum. Konuyu dağıttım yine galiba değilmi :) nerede kalmıştık?

Evet, ne zaman mahalle kasabına gitsen muhakkak tavuk göğsünün kemiklerini çorbalık olarak ayırıp koyarım alış veriş paketime. Ben, yaz kış çorba içebilen insanlardan birisiyim. Tavuk suyu çorbanın yeri özellikle soğuk kış aylarında pek bi özeldir benim için.

renkli tavuk suyu çorbanın aslında bildiğimiz şehriyeli tavuk suyu çorbadan pek bir farkı yok,

işte benim tarifim :

1 adet tavuk göysü (kemik kısmı)
1 adet orta boy havuç
1 su bardağı şehriye
1 avuç haşlanmış mısır
bir kaç dal taze reyhan (fesleğen)
arzu ettiğiniz miktarda tuz ve karabiber
1 yumurta
1 limon

tavuk göysünüzü tencerenize koyup üzerine aldığı kadar su ilave edip bir taraftan kaynatırken, diğer taraftan orta boy havucunuzu minik minik hatta minnacık küpler halinde doğrayıp tencerenizin içerisine katıyorsunuz. Eğer miniminnacık doğramak sizin için zor olacaksa ki bazen bende kendimde o gücü bulamayıp irice rendeliyorum (rondodan geçirmemenizi tavisiye ederim, o zaman eriyip gidiyor ve kayboluyor çorbanın içinde).

suyunuz yeterince kaynadığında tavuk kemiklerini tencereden çıkartıp içerisine bir su bardağı şehriyeyi ilave ediyorsunuz ve şehriyeler de pişmek üzereyken arzu ettiğiniz kadar haşlanmış mısır ilave ediyorsuz ve bir iki birlikte tıkırdatıyorsunuz.

tencerenizin altını kapatmadan önce, ince ince kıydığınız reyhan otu (fesleğen) yapraklarını da ilave ediyorsunuz.

öte yandan bir limon suyunu bir yumurta ile çorbanın terbiyesi için hazırlıyorsunuz... Aman dikkat!!! yumurtalı limon suyunu hemen tencerenizin içerisine boca etmeyin. Çorbamın bir parça ılınması beklerken, tencereden alacağınız bir mikta çorba ile yavaş yavaş yumurtayı birden pişirmeyek şekilde limonlu yumurta sosuna karıştırıyorsunuz ve sonrasında yavaş yavaş ve karıştırarak çorbayla yumurtalı sosu birleştiriyorsunuz.

üzerine karabiler serpilmiş bir kase Renkli Tavuk Suyu Çorbası afiyetle yemeniz için hazır!!!

bugün çorbamın tarifini ve sayfamı Emirgan Parkı resimleri ile renklendirdim ancak en kısa zamanda pişirdiklerimi de görselleriyle sizlerle paylayabileceğimi umuyorum.




Pazartesi, Haziran 05, 2006

Ekmek Yapmayı Öğreniyorum!





İnternette çeşitli sitelerde okuduğum ekmek denemeleri bana ilk önceleri garip geliyordu. Ne gerek varki, her türlü ekmek elimizin altında diye düşünüyordum. Ama galiba bu düşüncemin dayanağı benim "mayalı" hamur ile bu güne kadar hiç haşır neşir olamamış olmam ve bunun da beni korkutmasıydı.

Birgün korkunun ecele faydası yok, sıva kolları Hülya dedim ve hiçte hüsran sayılmayacak bir sonuç elde ettim. Aslında ben buna BAŞARI diyorum:)

Hayatımda hiç mayalı hamur nasıl yapılır görmemiştim ve sorup danışabileceğim, bana yol gösterecek kimselerde yoktu etrafta o an için ama ben kafaya koymuştum o ekmek yapılacaktı, (ya da ben kendi başıma bakalım neler yapabilecektim)

İlk denemem için sürekli takipcisi olduğum Sibel'in Kahvesi'nde bulduğum Naturel Tohumlu Buğday Ekmeyi tarifini kullandım. Kokusu, tadı muhteşem bir ekmek yapmayı başardım. Ancak mayalandırma sürecini ve hamurun kıvamını beceremediğim için peksimetten az daha kabarık bir ekmek elde ettim.

Ama yılmadım ve denemelerime devam ettim ve sonunda herkesin parmaklarını da yediği ekmekler yapmayı başardım. Annemin bu konudaki katkılarına burada değinmeden geçemeyeceğim. Onun sayesinde iyi bir ekmek nasıl yapılırı öğrendim.

Ekmek yapmayı, hele benim gibi mayalı hamuru daha önce hiç yapmamış olanları da düşünerek adım adım tarif etmeye çalışacağım, umarım yardımcı olabilirim ilk başlayanlara.

Benim uyguladığım ve sonucundan çok memnun olduğum tarifim ve malzelerim şöyle :


2 su bardağı Kepekli Un (ben Kalecik'un ürettiği Taş Değirmende Öğütülmüş Tam Buğday Unu'nu kullanıyorum
2 çorba kaşığı zeytinyağ
1 çorba kaşığı beyaz toz şeker yada 2 çorba kaşığı esmer toz şeker (veya 2 yemek kaşığı pekmez apayrı lezzet veriyor)
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı oda sıcaklığında süt
1 paket kuru maya

yapım aşaması ise şöyle :

önce 1 paket kuru mayayı, bir çay kaşığı şeker ile birlikte ılık suda eritip sıcak sayılacabilecek bir ortamda mayalanması için bırakıyorsunuz.

bu sırada, hamur yoğuracağınız tepsinin içerisene, un, tuz ve şekeri eleyip ortasını çukurlaştırıp içerisine yağ, süt ve mayanlanma süreceni tamamlamış mayayı katıp yoğurmaya başlıyorsunuz.

Yoğurma işlemine başlarken, yanınızda bir tas su bulunması hayatınızı çok kolaylaştıracaktır. Hamurun ellerinize yapışmaması için ellerinizi ıslatıp ıslatıp, oldukça esnek bir hamur elde ediyorsunuz. Aslında esnekten kastım oyun hamuru kıvamı değil, daha ıslak ve kendini toplamaya çalışan bir kıvam diyebilirim. Zaten daha yoğun bir hamur için daha fazla una gereksinim duyarsınız. Yoğurma işleminiz 5 dakikadan fazla zamanınızı almıyor.

Üzerini örtüp, yaklaşık 40-50 dakika kadar kabarması (hamurun kendisini toplaması) için sıcak bir yere bırakıyorsunuz ve siz günlük işlerinize geri dönüyorsunuz. Ama arada sırada orada neler oluyor diye bakmayı ihmal etmeyiniz. Yeterince kabardığına, kendisini topladığına inandığınızda, ikinci kez hamuruzunu yoğuruyorsunuz ki buda maksimum 5 dakika kadar ve yine üzerini örtüp ikinci kabarma süreci için sıcak bir ortama bırakıyorsunuz.


Benim için yukarıda verdiğim malzeme listesi aslında baz hamuru elde etmek için ideal, bundan sonrası o günkü damak zevkime ve ruh halime kalmış. Ben bu aşamada ben hamurumun içerisine, yulaf ezmesi, çörek otu, susam ile birlikte ısırgan otu tohumu ve keten tohumu ilave ediyorum yada özellikle kahvatı sofrası için hazırlıyorsam, o zaman tarçın ve ceviz ile hazırlıyorum hamurumu, özellikle kazırtılınca harika bir kokusu oluyor.

Yaklaşık 30-35 dakika kadar sonra ekmeğinizi son kez yoğurup hafifçe yağladığınız kalıbınıza yerleştiriyorsunuz. Ve bu sırada fırını 200 derece'ye ayarlayıp fırınınız ısınıncaya kadar hamurunuzu kalıbınızda da kabarması ve mayalanması için bekliyorsunuz.

Bu aşamada da ben bazen üzerine 1 yumurtanın sarısını sürüp yine çörek otu, susam, yulaf ve bazende ay çekirdeği ile süslemeyi seviyorum.




Fırına koymadan önce ekmek hamurunuzu bir kaç yerinden bıçakla çiziyor olmanız içinin de pişmesi için önemli olduğunu vurgulumak istiyorum. Yoksa ekmeğin içerisinde hava kabarcıkları oluşuyor.
Ekmeğinizi 200 derecede yaklaşık 1/2 saat kadar pişirdikten sonra fırın ısısını 150 dereceye düşürüp, 20 dakika kadar daha pişirip fırından çıkartıyorsunuz. Ekmeğinizin üzerine elinizle bir kaç damla su serpip temiz bir bezle örtüyorsunuz ve demlenmesini bekliyorsunuz.


ve işte muhteşem kokulu, harika lezzetli ve enfes görünümlü kendi elinizden çıkmış ekmeğiniz sizin için ve sevdikleriniz için yenmeye hazır. Afiyet olsun!







  • Bloglar Alemi